<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>İNCE BiR AğıT</title>
        <description>İlim ve Kültür Sayfası</description>
        <link>http://incebiragit.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 09:23:06 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Bayramda çevremize bakışımız...</title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/bayramda-cevremize-bakisimiz_4348373.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/bayramda-cevremize-bakisimiz_4348373.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;Önümüzde sevinçle yaşayacağımız mübarek Ramazan Bayramı bizim en mutlu ve huzurlu günümüzdür. Sebebi ise malum... Bir ay boyunca kendi çapımızda orucumuzu tutmuş, teravihimizi kılmış, fitremizi, zekâtımızı vermiş, dini mükellefiyetlerimizi yerine getirmeye gayret etmişiz...&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;İşte bundan dolayı bayramın sevincini, neşesini olanca derinliğiyle yaşamak istiyoruz... Bununla beraber, &quot;Orucunu tutmamış, teravihini kılmamış, zekâtlarını, fitrelerini vermemiş olanlar neyin bayramını yapacaklar, neyin sevincini duyacaklar?&quot; diye bir sitemli soru da sormak istemiyoruz. 
&lt;P&gt;Elbette bizim sevindiğimiz bayramda onlar da sevinecek, mutlu olacaklar. Bu, onların da hakkıdır. Ancak ne de olsa gönüllerinde bir kırıklık, kalplerinde bir burukluk hissedecekler: 
&lt;P&gt;- Keşke biz de dini mükellefiyetlerimizi yerine getirseydik de, bayramda kalbimizde burukluk hissetmesek, gönlümüzde kırıklık yaşamasaydık.. diye pişmanlık duyacaklardır. Bunu duymamaları mümkün değildir. 
&lt;P&gt;İşte onların hissettikleri bu burukluk, kırıklık da gösterir ki; onlardan ümit kesilmez, sevgi sahasından dışarıya atılmaz. Çünkü Rabb'imiz, yanlışlarını savunmayıp pişmanlık duyanları affeder. Öyle ise bizler de Rabb'imizin affa layık gördüklerini sevgiye layık görür, muhabbetle kucaklamak isteriz bayramda... Hatta bu konuda bizler bir adım daha ileri atar, kendi nefsimizi suçlayarak deriz ki: 
&lt;P&gt;- Aslında kusur ve eksiklik önce onlarda değil bizlerde, İslâm'ı tam olarak yaşayıp da güzelliğini gösteremeyişimizde, dikkatlerini çekemeyişimizdedir. Şayet biz İslam'ı tam temsil edebilseydik, onlar böyle ilgisiz kalmayacak, bizde güzelliğin.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/bayramda-cevremize-bakisimiz_4348373.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 10 Oct 2007 15:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İşte size o eski Ramazan fıkralarından bir demet! </title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/iste-size-o-eski-ramazan-fikralarindan-bir-demet_4348337.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/iste-size-o-eski-ramazan-fikralarindan-bir-demet_4348337.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;Efendim bizim yaştakilerin: 'Nerde o eski Ramazanlar!' feryadı artık atasözü haline geldi.&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Hemen her yaşlının sızlanışı aynı oluyor: -Nerde o eski Ramazanlar?.. Bana kalırsa tümüyle de haksız değiller. Gerçekten de eski Ramazan sohbetlerinde tebessüm ettiren tefekkür nükteleri oldukça fazla yer alırdı. Şimdilerde ise birçok değerimizde olduğu gibi, bu nüktelerden de eser kalmadı diyebiliriz. Bu sebeple bugün sizlere, (gaflete sebep olan kahkaha fıkraları değil de, tefekküre sebep olan tebessüm nükteleri) arz etmeye çalışacağım. Göreceksiniz ki, geçmişin bazı nükteleri, bir kitap kadar düşündürmekte, bir mürşit kadar da yol göstermektedir. İşte o eski Ramazan sohbetlerini süsleyen nükte ve fıkralardan bir demet sizlere... 
&lt;P&gt;*** 
&lt;P&gt;Bir adam Ramazan sohbetlerinde diliyle hep cömertlikten söz ediyor; ama eliyle hiç de cömertlik yapmıyordu. İşte bu adam bir gün İbrahim Edhem'e rica etti: 
&lt;P&gt;- Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et.. İbrahim tek cümlelik nasihatini şöyle yaptı: 
&lt;P&gt;- Sen açığı kapa, kapalıyı da aç sana yeter!. Adam bir şey anlamamıştı. Mecburen sordu: 
&lt;P&gt;- Açık nedir ki onu kapayayım, kapalı nedir ki onu da açayım? İbrahim de kısaca anlattı: - Açık olan hep cömertlikten söz eden ağzındır. Onu kapa. Kapalı olan da yoksula hiç açmadığın kesendir. Onu aç. Bu sana yeter! 
&lt;P&gt;Düşünmeye başlayan hakperest adam, tebessüm ederek söylendi: -Vallahi bir doğru ancak bu kadar veciz söylenebilir!. Bu söz gerçeğin ta kendisidir! Bu güzel ikazdan sonra ben de ağzımı kapıyor, artık kesemi yoksula açıyorum.. 
&lt;P&gt;Ne dersiniz, bu sözün bize de şümulü olabilir mi? Biz de Ramazan b.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/iste-size-o-eski-ramazan-fikralarindan-bir-demet_4348337.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 10 Oct 2007 15:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Örnek Anneler...</title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/ornek-anneler_3233301.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/ornek-anneler_3233301.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B height=50&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG src=&quot;http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/05/11/ornek-anne.jpg&quot;&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;B&gt;Hz. Hansa (r.anhâ) &lt;/B&gt;
&lt;P&gt;Amr b. Hâris&amp;#8217;in kızı meşhur saire Hansa (radiyallahü anhâ) &amp;#8220;ilhama mazhar ve şiirde dev&lt;BR&gt;bir kadındı, islâmiyeti kabul etmeden önce felakete tahammül edemezdi. Hansa, kardeşinin ölümü üzerine yazdığı mersiyelerle cihanı ağlatmıştı. Bu büyük kadın o gün için henüz câhiliyenin sisinden, dumanından kurtulamamış, Hz. Muhammed&amp;#8217;e uyanamamış, O&amp;#8217;nu tanıyamamış, Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;ın büyüleyici beyanına kulak verememiş ve ona açılamamıştı... Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;ı tanıyınca birdenbire değişti. Hem de nasıl değişti! Cahili kardeşine destan kesen Hansa daha sonra Müslüman olduğunda, dört oğlunu birden Kadisiye Muharebesine gönderirken söyle diyordu: 
&lt;P&gt;- Ya İslam&amp;#8217;ın zafer bayrağını Kadisiye&amp;#8217;de dalgalandıracaksınız, yahut da din uğruna cihad ederken şehit olduğunuzu duyacağım. Nitekim öyle olmuştu. Hasta yatağında yatarken dört oğlunun şahadet haberi getirilince: 
&lt;P&gt;- &amp;#8216;Yani ben simdi şehit anası mı oldum?&amp;#8221; diye soruyor, Evet, dört şehit anası... diyorlardı. Tekrar soruyordu: Zafer kimlerde? 
&lt;P&gt;-&amp;#8220;Zafer Müslümanlarda, şimdi Kasidiye&amp;#8217;de İslam&amp;#8217;ın bayrağı dalgalanıyor.&amp;#8221; 
&lt;P&gt;- İslam&amp;#8217;ın bir zaferi için dört oğlum feda olsun&amp;#8221; diyen Hansa Hatun ellerini açarak şöyle yalvarıyordu: 
&lt;P&gt;- Ya Rabbi! Bana emanet ettiğin dört kahramanı yine senin dinin uğruna feda etmiş bulunuyorum. Artık beni şehit anaları defterine kayd eyle. Benim için şehi.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/ornek-anneler_3233301.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 10 Jun 2007 11:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çalınan gönüller </title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/calinan-gonuller_2918002.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/calinan-gonuller_2918002.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;Bir gazinoda solisti dinlerken kendinden geçen, ona eşlik eden, kalkıp oynayan gençlere ne anlatabilirsin? Manevi duygularını müzikle tatmin etmiş, kendini güftelerin, bestelerin seline kaptırmış gencin elinden tutabilir misin? Sen elini uzatsan da, o elini uzatır mı?&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;&quot;Sevgilim&quot; deyince birisini hatırlıyor veya hayal ediyorsa, ona İslami değerleri sevdirebilir misin? 
&lt;P&gt;Sabahın erken saatlerinde yollara düşen, kar kış demeyen, gişenin önünde saatlerce bekleyen, açılan kapıdan bin bir zahmetle içeri giren, tribünlerde bağırıp çağıran, oyuncuları ayakta alkışlayan, sloganlar atan, gol atıldı mı çılgınlara dönen, yanlış kararda hakeme demediğini bırakmayan, sonra karşı taraftarları öldürmeye, yaralamaya kalkışan gence hangi manevi değerleri anlatabilirsin? 
&lt;P&gt;Renkli lambalar, yarı karanlık bir meyhane yahut birahane, orada oturmuşlar, çerezini atıştırıp, kadehini yudumlayan, hayatın ağırlığıyla iki kat olan, ümitlerini yitiren, mazinin pişmanlıklarını, geleceğin evhamlarını hatırlamamak için içtikçe içen, her türlü düşünceye düşman olan, kadehlerde zevkini, neşesini arayan yahut sızıp yatan insana ne söyleyebilirsin? 
&lt;P&gt;Para kazanmanın da, harcamanın da bir zevki vardır. Bu zevk kumarda doruğa çıkar. Adam kağıda, zara yahut rulete kilitlenmiş. Kazansa, o parayla mukaddes değerlerden uzaklaştıkça uzaklaşacak, kaybetse tükenmiş olacak; böyle bir kimsenin, gönlüne, kalbine nasıl girebilirsin? 
&lt;P&gt;Çaldılar... İnsanları iyilikten, güzellikten, ölçüden, ahenkten çalıp, bin bir derdin içine attılar, hangisine ne diyebilirsin? 
&lt;P&gt;Menfaat ve eğlence insanları alıp götürmüş, hangisini kitaba, mabede, ibade.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/calinan-gonuller_2918002.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 12 May 2007 11:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ebu Hüreyre ile ilgili hoş bir Makale</title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/ebu-hureyre-ile-ilgili-hos-bir-makale_2672191.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/ebu-hureyre-ile-ilgili-hos-bir-makale_2672191.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE class=contentpaneopen&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=contentheading width=&quot;100%&quot;&gt;EBU HUREYRE:&lt;BR&gt;Güneşin Kulluğundan&lt;BR&gt;Rahmanın Kulluğuna &lt;/TD&gt;
&lt;TD class=buttonheading align=right width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;A title=Yazdır onclick=&quot;window.open('http://www.sonpeygamber.info/index/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=165&amp;amp;pop=1&amp;amp;page=0&amp;amp;Itemid=1','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;&quot; href=&quot;http://www.sonpeygamber.info/index/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=165&amp;amp;pop=1&amp;amp;page=0&amp;amp;Itemid=1&quot; target=_blank&gt;&lt;IMG alt=Yazdır src=&quot;http://www.sonpeygamber.info/index/images/M_images/printButton.png&quot; align=middle border=0 name=Yazdır&gt;&lt;/A&gt; &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;TABLE class=contentpaneopen&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;P class=yazaradi&gt;A.Ali Ural&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Tarih künyeleriyle tanıyor onu. İsmi lakaplarına yenilenlerden o. Farklı zamanların mühürlerini vuran iki adı var: &amp;#8220;Güneşin Kulu&amp;#8221; ve &amp;#8220;Rahman&amp;#8217;ın Kulu&amp;#8221;. Cahiliye döneminde ismi &amp;#8220;Güneşin Kulu-Abduşşems&amp;#8221;, lakabı &amp;#8220;Kediciğin Babası-Ebu Hureyre&amp;#8221;. Hz. Peygamber ona lakabıyla hitap etmeye devam etmiş, ancak Müslüman olduktan sonra ismini &amp;#8220;Rahman&amp;#8217;ın Kulu-Abdurrahman&amp;#8221; olarak değiştirmişti. Bu geniş omuzlu, kızıl sakallı, siyah sarıklı esmer adama çocukluğunda çobanlık yaparken küçük kedisiyle oynamayı sevdiği, onu kollarında gezdirdiği için verilmişti lakabı. Merhamet ve sevgi, Nebî&amp;#8217;nin dudaklarında yeni bir anlam libasına dönüşmüş, Abdurrahman b. Sahr&amp;#8217;a giydirilen bu sevimli giysi ona çok yakışmıştı. Hayber&amp;#8217;in fethi sırasında Yemen&amp;#8217;de Müslüman olup Medine&amp;#8217;ye hicret eden Ebu Hureyre,&amp;nbsp; Kâinat Güneşi&amp;#8217;nin yörüngesine girerek ölene kadar O&amp;#8217;nun çekim alanında kalmış.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/ebu-hureyre-ile-ilgili-hos-bir-makale_2672191.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 21 Apr 2007 14:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Boşanmak mı?!.. </title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/bosanmak-mi_2671856.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/bosanmak-mi_2671856.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;Boşanmak meselesine pek aklım ermiyor. Eşlerin niye boşandıklarını anlayamıyorum. Bu Müslüman milletin, boşanmak için mahkemelerde kuyruğa girmesi, çok acı bir şey...&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Cennet köşelerinden biri olması gereken yuvalara kavganın ateşi düşmüştür, İslamiyet bu değil. Karı-koca, gelin-kaynana ve ebeveyn-çocuk kavgaları, Müslüman'la diğerleri arasındaki farkı kaldırıyor. Adam gibi yaşamak varken, boşanmak neden? Halbuki yerine göre özür dileyebilmek, birçok sorunları giderir, felaketleri önler. 
&lt;P&gt;Öyle anlıyorum ki, boşanmanın en büyük sebebi, inat! Boşanan hanım yahut erkek, çok inatçı. O şahıs, kötü davranışlarını, kötü alışkanlıklarını yapmamaya inat etseydi, yuvası kurtulurdu. 
&lt;P&gt;Eşlerden birinin işi çok ağır olabilir. Mesela benim bir pilot arkadaşım vardı. Boşanmak için mahkemeye gitmiş, hakime diyor ki: &quot;Hakim bey, ben günde on saat uçuş yapıyorum. Çok yoruluyorum. Bunun üzerine bir de evdeki huzursuzluğu ilave edersek hayat çekilmez oluyor.&quot; Anladım ki o arkadaşın hanımı, eşi eve gidince, onu ağır işinden uzaklaştıramıyor. Böylece iş yokuşa sarmış. Bir celsede hakim boşadı. 
&lt;P&gt;Bu işler çok kritiktir. Marangoz adamın evdeki huzursuzluktan, kafası öyle dolmuş ki, elini testereye kaptırıyor. Bir başkası basit bir hesabı yapamıyor, işler bozuluyor. Çünkü kafalar allak bullak. 
&lt;P&gt;Hayatın çok çeşitli durumları vardır. Boşanmak, problemi halletmek demek değildir. Tam tersi, problem üretmek demektir. Denklemlerde 'X' vardır. Değeri bilinmez. Denklemin içindedir. Çözümlenmeyi bekler. 
&lt;P&gt;Anlaşmazlıklar da böyle, çözümlenmeyi bekler. 
&lt;P&gt;Bir arkadaşım geldi. Yanında da hanımı... Boşanacakla.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/bosanmak-mi_2671856.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 21 Apr 2007 14:10:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tanrıcılık oynayan şebekeler&amp;#8230; </title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/tanricilik-oynayan-sebekeler_2665348.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/tanricilik-oynayan-sebekeler_2665348.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=3 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=cookietrail&gt;Son günlerde sevimli mi sevimli küçük çocuklar bir GSM şirketinin reklamlarında bize güzellikleriyle maşallah dedirtiyor. Aynı çocuklar telefonu iyi çektiği için &quot;maşallah&quot; diyen kadını susturmayı da ihmal etmiyor: &quot;Niye maşallah diyorsun, artık ben varım&quot; Uzmanlar yorumluyor. &lt;STRONG&gt;iyibilgi özel&lt;/STRONG&gt; &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=blk1 height=1&gt;&amp;nbsp;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=blk1&gt;
&lt;IMG height=140 hspace=5 src=&quot;http://iyibilgi.com/img/haber/selocan-e-e-ei.jpg&quot; width=200 align=right vspace=5 border=0&gt; 
&lt;P&gt;TV, bilinçaltı muharebelerinin meydanı oldu. Fakat bu meydan maalesef er meydanı değil! Çünkü savaş, gizlice yapılıyor. O yüzden vurulduğumuzun farkında olmuyoruz çoğu zaman. Bu reklamlardan biri de görene &amp;#8220;maşallah&amp;#8221;&amp;nbsp; dedirten çocukları kullanarak yapıyor savaşını. Bir vuruşta 70 milyonun beynine gönderiliyor oklar&amp;#8230;. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Çocuğu ile iletişimi telefona indirgenmiş anne, evinin masasına çıkarak güç bela telefon görüşmesi yaparken, küçük bir kız artık masanın üzerine çıkmaması gerektiğini, söylüyor kadına. Çünkü artık yeni GSM operatörü ona her yerden konuşma imkanı tanıyor. Ama yaşlı olduğu için zekası da gerilemiş kadın masanın altına girerek konuşuyor bu kez. Çünkü modern toplumlar yaşlanmaya müsaade etmiyor. Estetik cerrahları, kremler kullanılmadıkça, kadın yaşlanan kadının zekası da azımsanmayacak derecede yaşlanıyor (!)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Vurucu sahne o masanın altında gerçekleşiyor. Cini anımsatan küçük cellocan, peşine düştüğü kadının konuşmasını dinliyor. Telefon konuşması güzel geçince kadın &amp;#8220;maşallah&amp;#8221; diyor. GSM operatörünü temsil eden cincell, müdahale ediyor. &amp;#8211; Evet bu reklama göre GSM operatörümüz bizi dinliyor ve denetliyor. &amp;#8220;Dur bakalım&amp;#8221; da diyor gerekince&amp;#8221; &amp;#8211; Neden maşallah diyorsun. Artık ben varım&amp;#8221; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sonra, c.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/tanricilik-oynayan-sebekeler_2665348.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 20 Apr 2007 22:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir gayen var mı? </title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/bir-gayen-var-mi_2610641.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/bir-gayen-var-mi_2610641.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;Ne kış dedim ne bahar 
&lt;P&gt;İçtim sabaha kadar 
&lt;P&gt;Erken ağardı saçlar 
&lt;P&gt;Yılların günahı ne? 
&lt;P&gt;Ben şaşırdım yolumu 
&lt;P&gt;Yolların günahı ne?&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Gayesi olmayan insan yoktur. Kimisinin gayesi ulvîdir, kimisinin gayesi süflîdir. Her insan kendisine şunu sormalıdır: &quot;20 sene sonra ben ne olacağım?&quot; İnsanın bir gayesi olacak ki, 20 sene sonra o gayeye ulaşsın... 
&lt;P&gt;&quot;Ben zengin olacağım&quot;, &quot;Ben falan sanatta usta olacağım&quot;, &quot;Ben İslam alimi olacağım&quot;... Bunlar insanların gayesi olabilir. 
&lt;P&gt;Gaye yokuşun başında bir noktadır. O noktaya ulaşmak için, o yokuşu tırmanmak gerekir. Tahsil yapmayan, sanat öğrenmeyen, bir konuda uzmanlaşmayanın hayatı zor olur. Öyleyse öncelikli gayemiz şu olmalıdır: &quot;Şu dünyada kimseye muhtaç olmadan nasıl yaşayabilirim?&quot; Bu problemi hallettikten sonra, &quot;Kendim için, ailem için, akrabalarım için ne yapabilirim?&quot; Bu sorulara cevap buldukça hayat güzelleşir. İnsanı koşturan hedefidir, gayesidir. Gayesi olmayanların hayatı sönük geçer. Ulvî bir gaye, insanı yüceltir. Bir karar vermek, insanı bir menzile götürüyor!.. Seçme hakkı bizde!.. 
&lt;P&gt;Yani... 
&lt;P&gt;Kendimizi bir konuya vermemiz lazım. O konuya odaklanmamız lazım. Dikkatle çalışmamız lazım. Anlaya anlaya gitmek lazım. Mukayeseler yapmak lazım. Çalışmalarda bunlara dikkat etmek lazım. 
&lt;P&gt;Topraktaki köklerden, gökteki yıldızlara kadar her şeyde sıddıkiyet vardır. Hepsi birbirine bağlıdır. Sıddıkiyet çok önemli. İnsan evvela kendine yâr olacak! İnsan, samimi olarak bir şeye bağlanmalı. Bağlandığı şeyin prensiplerine uymalı. Eğer bazı prensiplere uyulmazsa, o manevî irtibat kopar. 
&lt;P&gt;Zaman bir nehir gibi akar. Yaşadığımı.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/bir-gayen-var-mi_2610641.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 15 Apr 2007 20:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kürsü'den...</title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/kursu-den_2518411.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/kursu-den_2518411.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot;&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;Kur'an ve İslam bir doktrin değildir&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;IMG class=resim onclick=&quot;window.open('http://medya.zaman.com.tr/2007/04/06/523870.mp3','10x10','toolbar=no,status=no,scrollbars=no,location=no,menubar=no,directories=no,width=350,height=200');&quot; src=&quot;http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/pics/haber_ses.png&quot;&gt; &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin vAlign=top colSpan=2&gt;Doktrin, daha ziyade, Latince'de kullanıldığı yer itibariyle, beşer karihasından çıkan, toplumda karşılık bulsun bulmasın hayatın belli yönlerine ait oluşturulan bir kısım sistemler bütünü demektir ki, Durkheim'in nasyonal sosyalizmi bir içtimai doktrin olduğu gibi, içtimailiğin yanında iktisadı da ele alan Marksizm de başka bir doktrindir.&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG class=haberresim src=&quot;http://medya.zaman.com.tr/2007/04/06/kursu.jpg&quot; align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;Bunlar, insan aklında çıkan, insanoğluna ait pek çok yönden tek bir tanesini ele alan ve sonra belki bazı şeylere de haşiyeler, derkenarlar olarak el atmaya çalışan tamamen beşeri sistemlerdir. Bunlar, zamanla yaşlanınca rafa kaldırılırlar ve yerlerine başkaları gelir oturur. Yani doktrinlerde daima bir değişme ve başkalaşma söz konusudur. Nitekim komünistler bir dönemde, revizyoncu olanlar ve olmayanlar diye birbirlerine düşmüşlerdi. Aslında insan aklından çıkan her şey ihtiyarlamaya mahkûmdur. 
&lt;P&gt;Mesele böyle ele alınınca, Kur'an-ı Kerim'e ve İslam dinine doktrin denmesi katiyen doğru değildir. Çünkü Kur'an, İslam dininin ifadesi ola.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/kursu-den_2518411.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 07 Apr 2007 11:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mazlum milletlerin vicdanı: Zenci Musa</title>
            <link>http://incebiragit.blogcu.com/mazlum-milletlerin-vicdani-zenci-musa_2476845.html</link>
            <guid>http://incebiragit.blogcu.com/mazlum-milletlerin-vicdani-zenci-musa_2476845.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B height=50&gt;Mazlum milletlerin vicdanı: Zenci Musa&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG src=&quot;http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/03/30/zenci-musa.jpg&quot;&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;
CEM SÖKMEN&amp;#8220;Son dönem tarihimizde pek çok efsanevi şahsiyet vardır: Onların Osmanlı&amp;#8217;yı ayakta tutabilmek için katlanmadıkları fedakârlık, göze almadıkları tehlike yoktur. Hepsinin &amp;#8220;Biz ölsek de ümmet-i Muhammed (sas) yaşasın&amp;#8221; idi. Çoğu hayatları boyunca belki bir gün bile kendi keyifleri için enerji tüketmedi. Hep âli dâvâlar için koşturdular: Zenci Musa ve arkadaşları gibi. Onlar feragat ve fedakârlıklarıyla bu milletin vicdanı oldular. 
&lt;P&gt;Mehmed Âkif Ersoy&amp;#8217;a &amp;#8220;Eşref Bey&amp;#8217;in emir eri Zenci Musa; Omuzundan arşa yükseldi nebi İsa (as)&amp;#8221; dedirten Zenci Musa, tüm gönüllerde başköşede ağırlanmaya layık bir kahramandır. Aslen Sudanlı olan Zenci Musa, Girit&amp;#8217;te dünyaya gelmiş. Kahire&amp;#8217;de yaşayan ve tam bir Osmanlı hayranı olan dedesi, Zenci Musa&amp;#8217;yı, İslam&amp;#8217;ı iyi öğrenmesi ve Osmanlı&amp;#8217;yı yakından tanıması için yanına alıyor ve büyük ihtimam gösteriyor. Türk mahallesinde büyüyen Zenci Musa Türkçeyi çok iyi öğreniyor. Trablusgarp&amp;#8217;ta Türk subaylar ve Şeyh Sunusi&amp;#8217;nin önderliğinde İtalyanlara karşı verilen mücadeleye katılan Zenci Musa, buradan sonra artık Osmanlı Devleti için nerede tehlike baş gösterdiyse bütün heybetiyle orada biten kahraman bir asker olmuştur. 
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;AYDINLAR VE KAHRAMANLAR...&lt;/B&gt; 
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Zenci Musa, Trablusgarp&amp;#8217;tan Balkan Savaşı&amp;#8217;na, Çanakkale&amp;#8217;den Kudüs&amp;#8217;e, Yemen&amp;#8217;den İstik.. ( &lt;a href=&quot;http://incebiragit.blogcu.com/mazlum-milletlerin-vicdani-zenci-musa_2476845.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 03 Apr 2007 18:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://incebiragit.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>